Hukuk Müşavirliği Hizmet Sözleşmesi Nedir?
Hukuk Müşavirliği Hizmet Sözleşmesi Nedir?
Avukatlık faaliyetleri yalnızca dava takibi ve icra işlemlerinden ibaret değildir. Günümüzde birçok şirket ve kurum, hukuki risklerini yönetmek ve hukuki süreçlerini düzenli şekilde yürütmek amacıyla avukatlarla sürekli nitelikte hukuk müşavirliği sözleşmeleri yapmaktadır.
Hukuk müşavirliği hizmet sözleşmesi, avukatın belirli bir süre boyunca müvekkiline hukuki danışmanlık ve sözleşmede kararlaştırılan diğer hukuki hizmetleri sunmayı üstlendiği, müvekkilin ise bunun karşılığında belirli bir ücret ödemeyi taahhüt ettiği sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşmedir.
Hukuk Müşavirliği Sözleşmesinin Hukuki Dayanağı
Hukuk müşavirliği sözleşmesinin temelinde vekâlet ilişkisi bulunmaktadır.
Türk Borçlar Kanunu'na göre vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin menfaatine uygun olarak bir iş görmeyi veya hizmet sunmayı üstlendiği sözleşme türüdür. Vekilin temel yükümlülüğü, sonucun garanti edilmesi değil, gerekli özenle hukuki yardım sağlamaktır.
Bu nedenle hukuk müşavirliği sözleşmesinde avukatın borcu, belirli bir sonucu elde etmek değil; hukuki bilgi ve deneyimini müvekkilin yararına sunmaktır.
Hizmet Sözleşmesinden Farkı
Hukuk müşavirliği sözleşmesi ilk bakışta hizmet sözleşmesine benzemektedir. Ancak hukuki niteliği bakımından klasik bir hizmet sözleşmesi olarak değerlendirilemez.
Hizmet sözleşmesinde çalışan kişi işverene bağımlı olarak faaliyet göstermektedir. Buna karşılık avukat;
-
Müvekkilinden bağımsız hareket eder,
-
Mesleki faaliyetini serbest şekilde yürütür,
-
Aynı anda farklı müvekkillere hizmet verebilir,
-
Hukuki görüşlerini bağımsız olarak oluşturur.
Bu nedenle hukuk müşavirliği sözleşmesi, ağırlıklı olarak vekâlet sözleşmesinin özelliklerini taşıyan karma nitelikli bir sözleşme olarak kabul edilmektedir.
Sözleşmenin Kapsamı Nasıl Belirlenir?
Taraflar hukuk müşavirliği sözleşmesinin kapsamını serbestçe belirleyebilir.
Sözleşmede yalnızca;
-
Hukuki danışmanlık,
-
Sözleşme inceleme,
-
İhtarname hazırlama,
-
Şirket içi hukuki görüş bildirme,
gibi hizmetler yer alabileceği gibi;
-
Dava takibi,
-
İcra takipleri,
-
Arabuluculuk süreçleri,
-
İdari başvurular,
da sözleşme kapsamına dahil edilebilir.
Kapsamın açık şekilde belirlenmesi, ileride doğabilecek ücret ve sorumluluk uyuşmazlıklarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.
Hukuk Müşavirliği Sözleşmesinde Ücret
Bu sözleşmenin en önemli özelliklerinden biri, avukatın yalnızca fiilen yaptığı işler karşılığında değil, sözleşme süresi boyunca hukuki danışmanlık hizmeti sunmaya hazır bulunması nedeniyle de ücrete hak kazanmasıdır.
Bu nedenle hukuk müşavirliği sözleşmelerinde ücret genellikle;
-
Aylık,
-
Üç aylık,
-
Altı aylık,
-
Yıllık,
dönemler halinde kararlaştırılmaktadır.
Taraflar sabit danışmanlık ücretinin yanında dava ve takipler için ayrıca ücret ödeneceğini de kararlaştırabilirler.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin Uygulanması
Klasik avukatlık sözleşmelerinde Avukatlık Kanunu gereği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi altında ücret kararlaştırılması mümkün değildir.
Ancak hukuk müşavirliği hizmet sözleşmeleri, niteliği gereği sürekli danışmanlık ilişkisine dayandığından uygulamada bu sözleşmeler bakımından daha geniş bir sözleşme serbestisi kabul edilmektedir.
Tarafların uzun süre boyunca sözleşmeyi uygulamaları ve kararlaştırılan ücretin ihtirazi kayıt ileri sürülmeden tahsil edilmesi halinde, sonradan yalnızca ücretin tarifenin altında olduğu gerekçesiyle ek talepte bulunulması dürüstlük kuralı kapsamında değerlendirilebilmektedir.
Sözleşmenin Süresi ve Sona Ermesi
Taraflar hukuk müşavirliği sözleşmesini belirli veya belirsiz süreli olarak düzenleyebilir.
Belirli süreli sözleşmeler, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça sürenin sona ermesiyle kendiliğinden son bulur.
Belirsiz süreli sözleşmeler ise taraflardan birinin fesih bildirimi ile sona erdirilebilir.
Ancak vekâlet ilişkisinin temelinde güven unsuru bulunduğundan, tarafların sözleşmeyi sona erdirmesini aşırı derecede zorlaştıran hükümler geçersiz kabul edilmektedir.
Yargıtay kararlarında da feshi engelleyici veya ölçüsüz cezai şart öngören düzenlemelerin hukuken korunamayacağı belirtilmektedir.
Azil Halinde Vekâlet Ücreti
Avukatlık Kanunu'nun 174. maddesi uyarınca, avukatın haksız şekilde azledilmesi halinde avukat ücretin tamamına hak kazanır.
Bu durumda hukuki yardımın tamamlanıp tamamlanmadığı önem taşımaz.
Buna karşılık avukatın kusuru veya ihmali nedeniyle haklı olarak azledilmesi halinde yalnızca azil tarihine kadar sonuçlanmış ve kesinleşmiş işler yönünden ücret talep edilebilir.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir.
Avukatın İşi Sonuna Kadar Takip Borcu
Avukatlık Kanunu'nun 171. maddesine göre avukat, üstlendiği işi sonuna kadar takip etmekle yükümlüdür.
Yargıtay uygulamasında bu yükümlülük;
-
İlk derece yargılaması,
-
İstinaf incelemesi,
-
Temyiz süreci,
-
Kesinleşme aşaması,
dahil olmak üzere hukuki yardımın tamamını kapsamaktadır.
Bu nedenle avukatın ücret hakkı değerlendirilirken hukuki yardımın hangi aşamada sona erdiği ayrıca dikkate alınmaktadır.
Sonuç
Hukuk müşavirliği hizmet sözleşmesi, klasik avukatlık sözleşmelerinden farklı olarak sürekli danışmanlık ilişkisine dayanan özel bir sözleşme türüdür.
Her ne kadar hizmet sözleşmesine benzer yönleri bulunsa da, avukatın bağımsız hareket etmesi ve hukuki yardım yükümlülüğünün ağırlıklı olması nedeniyle esas itibarıyla vekâlet sözleşmesinin özelliklerini taşımaktadır.
Bu nedenle ücret, fesih, azil ve sözleşmenin sona ermesi gibi konularda hem vekâlet hukukuna hem de avukatlık mevzuatına ilişkin kurallar birlikte değerlendirilmelidir.