Yükleniyor...

Kıymetli Evrakın Zayi Olması ve İptal Süreci

14 Ocak 2020

Kıymetli Evrak Kavramı

Türk Ticaret Kanunu'nun 645. maddesine göre kıymetli evrak, içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkasına devredilemediği senetlerdir. Bu düzenleme, kıymetli evrakta hak ile senedin birbirinden ayrılmaz bir bütün oluşturduğunu göstermektedir. Başka bir ifadeyle, senet olmaksızın hakkın kullanılması veya devri mümkün değildir.

Kıymetli evrak hukukunda uygulamada sıkça karşılaşılan sorunlardan biri de senedin zayi olmasıdır. Zayi olma; senedin kaybolması, çalınması veya hak sahibinin iradesi dışında elinden çıkması gibi durumları ifade eder. Burada ortadan kaybolan unsur hak değil, hakkı temsil eden senettir. Buna karşılık, senedin hak sahibi tarafından bilinçli olarak yok edilmesi ya da imha edilmesi zayi kavramı kapsamında değerlendirilmez.

Zayi Olmanın Türleri

Senedin zayi olması mutlak veya nispi nitelikte olabilir.

Mutlak ziya halinde senedin ibrazı herkes bakımından imkânsız hale gelmiştir. Örneğin senedin tamamen yanması veya fiziksel olarak yok olması bu kapsamdadır.

Nispi ziya durumunda ise senet varlığını sürdürmekle birlikte hak sahibi bakımından erişilemez durumdadır. Çek, bono veya poliçenin kaybedilmesi ya da çalınması çoğu zaman nispi ziya olarak kabul edilmektedir.

Senedin Kaybolması Durumunda Başvurulabilecek Hukuki Yollar

Kanun koyucu, kıymetli evrakın kaybedilmesi veya çalınması halinde hak sahibinin mağduriyetini önlemek amacıyla çeşitli hukuki koruma mekanizmaları öngörmüştür. Somut olayın özelliklerine göre ödemeden men talebi, istirdat davası veya senedin iptali davası gündeme gelebilir.

Ödemeden Men Talebi

Senedi iradesi dışında elinden çıkan kişi, öncelikle mahkemeden ödemeden men kararı verilmesini isteyebilir. Bu karar ile borçlunun, senedi ibraz eden kişiye ödeme yapmasının önüne geçilmesi amaçlanır.

Ödemeden men istemlerinde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Yetki bakımından ise ödeme yerindeki veya hamilin yerleşim yerindeki Asliye Ticaret Mahkemesine başvurulabilir.

Mahkeme, gerekli görmesi halinde borçluya senet bedelini belirleyeceği yere tevdi etme izni verebilir ya da tevdi yerini kendisi tayin edebilir.

İstirdat Davası

Senedin hangi kişinin elinde bulunduğu biliniyorsa, başvurulması gereken yol istirdat davasıdır.

Türk Ticaret Kanunu'nun 758. maddesi uyarınca mahkeme, hak sahibine senedin geri alınması amacıyla dava açabilmesi için uygun bir süre verir. Bu süre içerisinde dava açılmazsa, daha önce verilmiş olan ödeme yasağı kararı kaldırılır.

Bu nedenle hak sahibinin mahkeme tarafından belirlenen süreleri dikkatle takip etmesi ve gerekli işlemleri zamanında gerçekleştirmesi önem taşır.

Senedin İptali Davası

Senedin kim tarafından elde tutulduğunun bilinmediği durumlarda ise iptal davası açılması mümkündür. Burada esas olan, senedin kaybolmasından sonra kimin zilyetliğinde bulunduğunun tespit edilememesidir.

Eğer senedi elinde bulunduran kişi biliniyorsa, iptal davası değil istirdat davası açılmalıdır. Bununla birlikte Yargıtay kararlarında, kişinin kimliği bilinmesine rağmen nerede bulunduğunun belirlenemediği bazı durumlarda iptal yoluna başvurulabileceği kabul edilmektedir.

İptal talebinde bulunan kişinin, senedin kendi zilyetliğindeyken kaybolduğunu veya çalındığını makul ve inandırıcı delillerle ortaya koyması gerekir. Senet fotokopisi, seri numarası, keşide tarihi ve benzeri bilgiler bu noktada önemli deliller arasında yer almaktadır.

Senedin İptali İçin Gerekli Şartlar

Mahkeme tarafından iptal kararı verilebilmesi için belirli koşulların bir arada bulunması gerekir.

İlk olarak senedin gerçekten zayi olduğunun ortaya konulması gerekir. Kaybolma, çalınma veya irade dışında elden çıkma halleri bu kapsamda değerlendirilir.

Bunun yanında başvuruda bulunan kişinin senet üzerinde hak sahibi olması zorunludur. Senedin maliki, zilyedi, rehin hakkı sahibi, intifa hakkı sahibi veya bunların temsilcileri iptal talebinde bulunabilir.

Öte yandan çek keşidecisinin ya da muhatap bankanın iptal davası açmak konusunda hukuki yararının bulunmadığı kabul edilmektedir.

İptal talebinin kabulü için ayrıca senedin yeniden elde edilme ihtimalinin bulunmaması gerekir. Geçici olarak ulaşılamayan veya kısa süreliğine kaybedilen senetler bakımından iptal davası açılması uygun görülmemektedir.

Bir diğer önemli şart ise senette yer alan hakkın halen mevcut olmasıdır. Hakkın sona erdiği veya ortadan kalktığı durumlarda senedin iptaline karar verilmesi mümkün değildir.

Son olarak talebin görevli ve yetkili mahkemeye yapılmış olması gerekir. Mahkeme, kendiliğinden senet iptali kararı veremez.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Kıymetli evrakın iptaline ilişkin taleplerde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir.

Yetki bakımından ise ödeme yerindeki veya hamilin yerleşim yerindeki Asliye Ticaret Mahkemesi yetkilidir.

Bu davalar çekişmesiz yargı işi niteliğinde kabul edildiğinden adli tatil döneminde de görülmeye devam edilir.

İptal Kararının Hukuki Sonuçları

Mahkeme tarafından verilen iptal kararı, kaybolan senedin yerine geçen yeni bir kıymetli evrak oluşturmaz. Kararın temel işlevi, senedin zayi olduğunun hukuken tespit edilmesidir.

Bu nedenle iptal kararı doğrudan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibine dayanak yapılamaz. Aynı şekilde ilamlı icra takibine konu edilmesi de mümkün değildir.

İptal kararı, hak sahibine senetten doğan hakkını başka yollarla ileri sürebilme ve gerekli hukuki işlemleri gerçekleştirebilme imkânı tanıyan bir tespit niteliği taşımaktadır.

Sonuç

Kıymetli evrakın kaybolması veya çalınması, hak sahibinin senetten kaynaklanan haklarını kullanmasını güçleştiren önemli bir hukuki sorundur. Türk Ticaret Kanunu, bu durumlarda hak kayıplarını önlemek amacıyla ödemeden men, istirdat ve iptal davaları gibi koruyucu mekanizmalar öngörmüştür.

Somut olayın özelliklerine göre doğru hukuki yolun tercih edilmesi, hak sahibinin menfaatlerinin korunması ve ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önüne geçilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

Paylaş:
Bize Mesaj Gönderin